• Egemen MacCandan

Trappistler - Sessizliğin Büyüsü : Ora et Labora



Evet herkes oraletini aldıysa yazıya başlıyorum. Az çok birayla ilgilenen herkes Trappist biralarını bilir. Farklı biralara göz gezdiren, etiket okuyan ya da menülerde görülen bu gizemli ve de görece pahalı “Trappist” yazısı özünde bir çok gizemi ve hikayeyi de barındırıyor. Öncelikle şunu belirteyim Trappist’i bu yazıda manastır ürünü olarak kullanacağım, bu tarikatın keşişlerine; erkekse Trappist, kadınsa Trappistin deniyor. Kadın ve erkek manastırları birbirinden ayrı yani bir arada yaşayan bir manastır bulunmuyor ve Trappistin’ler de bira üretse de maalesef satış yapılanı yok, dolayısıyla cinsiyetçi bir ayrım olarak görülmesin lütfen.


Orval Manastırı'ndan çok eski bir fotoğraf, geleneksel kıyafetiyle bir keşiş

Öncelikli olarak Trappistler, Katolik (Cistercian) Sistersiyan ya da Sistersiyen tarikatından oluşmuş ayrı bir tarikat anlamına geliyor ve St. Benedict’in yolunu izliyorlar. Ohh bir cümlede 4 dini kavram bir arada… Fakat aynı temelden çıktıkları için Sistersiyan kolu olarak da geçebiliyor. Şimdi işin politik, otorite içeren ve sektör haline gelen kısmını tıraşlayarak nasıl anlatayım onu düşünüyorum, en iyisi kendi görüşlerimden ziyade olduğu gibi hikayelerle devam edelim. Roma İmparatorluğu çöktüğünde, Hristiyanlık inancı özellikle merkez Avrupa’da oldukça yayılmıştı. İşte Aziz Benedict, Roma düştükten sonra İtalya’nın yönetimini ele geçiren Barbar Odoacer’in ülkesinde yani günümüzde orta İtalya’da doğuyor. Benedict yaşadığı dönemde bir çok keşiş oluşumunun kurulumunu sağlıyor, önemli bir yol gösterici. Benedict’in en büyük mirası ise Aziz Benedikt’in Kuralları (Rules of St. Benedict - Regula Sancti Benedicti). Bu kuralların temeli - Pax, Ora et Labora. Pax’ın Latince’den İngilizce’ye tam çevirisi Peace, onun da Türkçe’de barış, huzur , ahenk, sessizlik gibi birkaç anlamı var. Burada keşişlerin kullandığı “Sessizlik” olarak karşımıza çıkıyor. Ora et Labora ise ibadet et ve çalış anlamına geliyor. Günümüzde Aziz Benedikt’in yolundan ilerleyen tarikatlar hala daha bu mottoyu yaşatırlar. Manastırlara gittiğinizde sessizliğin hissedersiniz, ortalıkta dolaşan Keşiş çok fazla göremezsiniz çünkü ya ibadet ediyorlar, ya çalışıyorlar ya dinleniyorlardır. Görürseniz de sohbet etmeye çalışmayın. Bir iletişim kurulması gerekirse bırakın keşiş bunu başlatsın, zira muhtemelen size el işaretleri ile bir şeyler anlatmaya çalışacak ya da fısıltıyla konuşacaktır, tavsiyem siz de aynı şekilde karşılık vermeye çalışın.


Chimay Klisesi Benedikt'in ve bazı keşişlerin emanetleri

Evet Pax, Ora et Labora’yı ve Benedikt’i kısaca anlattığıma göre gelelim bir alt sınıflandırma olan Sisteriyan Tarikatı’na. Çoğu Manastır ve tarikat kuruldukları ya da geldikleri şehrin adından esinlenirler, Sisteriyenler de Fransa’nın Dijon kentine yakın Cîteaux şehrinde 1098’de kuruluyorlar ve Cistercian adını da Cîteaux şehrinin adından türetiyorlar. Benedikt’in öğretilerini ve meşhur kuralları konusunda çalışan Bernard tarafından kuruluyor. Bu arada bu meşhur St. Bernard ilk haçlı seferlerinin çağrılarında bulunan vaizlerden biri. Özellikle bu manastır yaşamı, Orta Çağ Avrupası’nın önemli bilim ve üretim kaynağı, tarım, madencilik, mimari, erken dönem mühendislik gibi bir çok alanda eserler ve buluşlar yapıyorlar. Zira bu keşişler aslında günlerini 3 eşit parçaya bölüyorlar; ibadet, çalışma ve dinlenme, en başta belirttiğimiz mottonun ilk üyesi sessizlik-huzur zaten yaşam biçimi olarak benimsenmiş.


Orval Manastırı

Orta Çağ Avrupası’nda, Kilise, yerel ve merkezi otorite tarafından halk gibi ezilmeyen, aksine korunan bu keşişler, üretmek konusunda çağdaşlarına göre daha şanslı olmuşlar. Hem yüksek vergilerden muaf hem de zaten üreten bu manastırlar büyük zenginliklere sahip olsalar da, keşişler mütevazi yaşamlarını sürdürmeye hala daha devam ediyorlar. Tabi bu mütevazilik bize sempatik gelse de güç sahipleri, bu maddesel çokluğun getirdiği şaşa ve gösterişi tanrının yüceliğiymiş gibi insanlara algılatıp otoritelerini kurmaya, toplumu baskılamaya devam ediyorlar. Alışılmış kabullenme, bencillik ve korkuların yönlendirmesiyle de binlerce yıldır insanları köleleştiren zihniyet hala günümüzde devam ediyor. Nereden geldik biz yine buraya ya? İşin içine kazanç-vergi-inanç üçlemesi girince kelimeler birbirini kovalıyor sanırım.


Ortada Benedikt, solunda Bernard ve sağında manastırın koruyucusu olan aile üyesi şovalye, yanlarında melekler.

Bir parantez; günümüzde hemen hemen tüm manastırlar bir şekilde Benediktan olarak adlandırılıyor, mesela meşhur Leffe, Aziz Benedikt’in takipçilerinden Norbert tarafından kuruluyor. Yukarıda bahsettiğimiz Bernard’ın yakın arkadaşı ve Sisteriyanlardan büyük oranda etkileniyor ve Premonstratensias tarikatını kuruyor. Yine Belçika’da benim en beğendiğim biralardan birinin üreticisi olan ve hikayesi oldukça enteresan olan Maredsous Manastırı’da Benediktan. Özellikle giriş kapılarının üzerindeki kabartmalarda ortada Benedikt’i yanında Bernard’ı görmeniz mümkün. Parentezi genişleterek de devam edeyim. Önceleri bir dönem içki üretimi için gerekli izinleri sağlamak gerçekten çok zormuş (bir yerden tanıdık geliyor sanki, bakın burası çokomelli) fakat manastırların bu konuda bir ayrıcalığı bulunmaktaymış. Bu yüzden bir çok üretici de manastır ile bir kar anlaşması yaparak üretim iznini manastır üzerinden almış.


La Trappe bir çok alanda güneş paneli uygumalasıyla, gerekli enerjinin %25'ini yenilebilir kaynaklardan sağlayarak çevreye katkı sağlıyor.

Günümüzde de bu anlaşmalarla devam eden üreticileri bulmak mümkün, mesela bir dönem Türkiye’de de satılmış Petrus.

Parantezi kapadım, nerede kalmıştık? Sisteriyanların üretme konusunda mimarlık ve mühendislik gibi bir çok alanda ustalaştıklarından bahsetmiştik. İşte bu karmaşıklıktansa daha sade bir yaşam benimseme fikri 1664 yılında o zaman Orne, Fransa’da bulunan La Trappe Manastırın’daki keşişlerden Armand Jean le Bouthillier de Rancé tarafından ortaya atılıyor ve benimseniyor. Şimdi şöyle bir karmaşa olabilir çünkü La Trappe günümüzde Hollanda’da Tilburg şehrinde bulunuyor.


Orval, bira dünyasının en özel biralarından biri olarak tanımlanıyor.

Bunun sebebi Fransız İhtilali’nden sonra gelen bazı kanunlarla manastır ve kilise mülkleri devletin ilan edilip satılması ve din görevlilerinin de sürgüne gönderilmesi ve hatta öldürülmesi. İşte bu baskılar sonucu mülteci konumuna düşen keşişler 1881 yılında Koningshoeven denilen mülkü satın alıp bugün tüm Trappist Manastırları içinde en çok bira üreten meşhur La Trappe’nin temellerini atıyorlar. Belçika’daki Trappist Manastır isimleri bulundukları yerin adını alırken (Orval, Chimay gibi) Hollanda’daki manastırlar geldikleri yerin adını almışlardır işte örnek La Trappe.


La Trappe Kilisesi - Giriş Kapısı





Tekrar konumuza dönecek olursak 1664 yılında ortaya çıkan ve benimsenen bu sadelik düşüncesi 1892 yılında ayrı bir tarikat olmaya gidiyor. O zamana kadar ayrı bir tarikat değil ilk başta da bahsettiğim gibi tarikata bağlı bir kol olarak anılıyor. Günümüzde de resmi adları O.C.S.O yani Order of Cistercians of the Strict Observence, çevirisi Katı Uyumlu Sistersiyan Tarikatı, burada uyum ibadet ve ritüeller anlamına geliyor.











Trappistler biranın yanında, özellike peynir ve şarküteri ürünleri ile de oldukça meşhur

Gelelim bizi ilgilendiren asıl kısma ve biralarını içtiğimiz Trappist Manastırlarının nasıl Trappist adını alabildiğine. Öncelikle Trappist Manastırlarının kendi içlerinde bir dayanışması var, ve belirledikleri şartları sağlayabilen Manastır ürünlerine “Authentic Trappist Product” yani Otantik Trappist Ürünü damgası veriyorlar. Bu ünvanı hak etmek için öncelikli olarak Trappist Tarikatı’nın mensubu olmak gerektiğinden bahsetmeyeceğim (acaba neden). Biranın Trappist Birası olabilmesi için yerine getirilmesi gereken üç kural var.

1- Üretimin manastır sınırları içinde yapılması

2- Üretimin keşişler tarafından ya da keşişlerin denetiminde yapılması

3- Gelirin manastır ihtiyaçları ve sosyal hizmetlerde kullanılması


Mesela La Trappe uzun yıllardır Afrika’da gerekli bölgelere su kuyuları açıyor. Bir yandan da misyonerlik ve kilise faaliyetlerini de bu bölgelere taşıyor (hooop yine başa döndük)

Son olarak aşağıda Trappist Manastırlarını kuruluş yıllarını ve üretim kapasitelerini paylaşıyorum. Belki bir başka yazıda birbirinden özel hikayelerle süslenmiş bu manastırları tek tek konu edinirim.







Brouwerij der Trappisten van Westmalle Belgium 1836 120,000 hL

Brouwerij Westvleteren/St Sixtus Belgium 1838 4,750 hL

Bières de Chimay Belgium 1863 123,000 hL

Brouwerij de Koningshoeven (La Trappe)Netherlands 1884 145,000 hL

Brasserie de Rochefort Belgium 1899 18,000 hL

Brasserie d'Orval Belgium 1931 71,000 hL

Brouwerij der Sint-Benedictusabdij de Achelse Kluis (Achel) Belgium 1998 4,500 hL

Stift Engelszell Austria 2012 2,000 hL

St. Joseph's Abbey in Spencer, Massachusetts United States 2013 4,694 hL

Brouwerij Abdij Maria Toevlucht (Zundert) Netherlands 2013 5,000 hL

Tre Fontane Abbey Italy 2015 2,000 hL

Mount St Bernard Abbey (Tynt Meadow) UK 2018 2,000 hL

Mont des Cats France 1826

Cerveza Cardeña Trappist Spain 2016




0 görüntüleme